
Şimdi efendim Mardin'e gidince; Midyat ve Hasankeyf'e gidilip gezilmezse olmuyor!
Mardin ile Midyat arası yaklaşık bir saat sürüyor.Mardinden sonra Midyat biraz hayal kırıklığı yaratıyor...Amma illa da "Sıla " dizisinin hayranıydım... illa da, ben o konağı ve Midyatı göreceğim diyorsanız alın size Midyat:))
Telkari diye bilinen taş işçiliğinin en güzel örnekleri Midyat'ta. Bir kaç telkari ustası Midyat çarşısında mesleklerini sürdürmekte direniyorlar.. oraya kadar gidipte telkari ve savat işçiliğinde, gümüş takılar üreten atölye ve satış yerlerinden alışveriş yapmadan sakın geri dönmeyin!

Çarşıda çoğunluk kuyumcular olsa da pasaj içlerine girince bolca kaçak mallarla karşılaşabiliyorsunuz,kaçak çay almak için bu pasajlar bulunmaz nimet😉

Sayısız kiliseleri gezmeden
Telkari ustalarını izlemeden
Hediyelik gümüş işlemeleri almadan
Midyat'tan dönmeyin...
Daha sonra ver elini Hasankeyf!

Hasankeyf'i bilir misin?
-Bildiğimi zannediyordum ama bu programla beraber bilmediğim çok şeyi öğrendim.

Yaklaşık 50 dakikalık bir yolculuktan sonra Dicle nehri ve onun üzerindeki Hasankeyf inanılmaz güzellikte..
Otobüsten inip, Kapadokyada gördüğüm yüzlerce mağaranın daha da fazlasını burada görünce çok etkilendim!
Otobüsten iner inmez yanınıza bir anda 5-10 çocuk geliyor...hepsi gönüllü size rehberlik yapmada...bazı cesaretli arkadaşlarım bir anda her an yıkılacak harabeyi keşfe çıktılar...ben ise kıyıda kalıp turistik eşya satan ve çoğu taştan oyulmuş açık dükkanları keşfe başladım.
El emeği yöresel halı ve kilimler,kaçak eşyalar,turistik eşyalar olabildiğince güzel...hava bir an açıyor bir an yağmur yağıyor...Taştan oyulmuş mağaralar ev olarak kullanılıyor..çoğunun kapısı bile yok bir perde ile kapı işini halletmişler.Çocuklar inanılmaz güzel ve sıcak kanlılar..
Bir çocuk okumak için kitaplar istiyor nasıl yollayacağımı bilemiyorum zira gösterdiği ev bir mağara!
Civardan bilgi alıp oradaki muhtarla görüşüyoruz ve muhtarın adresine okuyacağı kitapları yollama sözü verip gönlümüz buruk olarak hasankeyf'den ayrılıyoruz...Otobüs Hasankeyf'den ayrılana kadar nerdeyse her adım başı bir çocuk bizi yolcu ediyor..
En fazla Harran'da ve Hasankeyf'de içim burkuluyor...inanılmaz güzel ve sıcakkanlı bu çocuklar hepimizin, ama sahip çıkan veya onların orada olduğunu hatırlayanımız ne yazık ki çok az!

