Ana içeriğe atla

Baharda Güneydoğu ....



İki sene önce tadı damağımda kalan Güneydoğu gezisini duyunca hele de bu turun içinde çokca görmeyi arzu ettiğim Hatay'da yer alınca fazlaca düşünmeden "evet geliyoruz" diyenlerin başındaydım zaten bu da tur şirketinin gözünden kaçmamışki yolculuk boyunca otobüste 2.sırada yerimizi aldık:)
Toplam 40 kişi Sabiha Gökçen havaalanından Diyarbakıra gittik,bizi karşılayan otobüs ve turumuz boyunca bize eşlik edecek rehberimizle gezimize başladık.
Diyarbakırda yarı panoramik tur yapıp.. Batman üzerinden Hasankeyf'e vardık..Hısnkeyfa olan bu şehrin adı "Kayahisarı" şeklinde tercüme ediliyor. Kalenin yekpare taştan olmasından dolayı çeşitli dillerdeki Hasankeyf ifadesi "Taş Kalesi" manasına gelmekteymiş.İlçe halkı 1969 yılına kadar kale başındaki yerleşim birimlerinde, özellikle mağaralarda iskan ediyorken.. 1969 yılından sonra, Devlet tarafından afet evleri olarak bilinen 245 adet sosyal  konutlara yerleştirilmiş!
 El-Rızk Camii başta olmak üzere çarşısı,kalesi, mağara evler gezildi.. Benim gibi hasankeyf'in zirvesine çıkmayı istemeyenler dicle nehri üzerindeki kurulmuş kahvehanelerde kahve molası verdi:)



MİDYAT :




MİDYAT KUYUMCULAR ÇARŞISI

Hasankeyf'den çıkıp Gerçüş üzerinden Midyat'ta kalacağımız Grand Estel otele vardığımızda vakit bir hayli geç olmuştu,akşam yemeği için otelin yemek bölümüne geçtiğimizde ATV'de gösterilmekte olan Aşk Bir Hayal dizisinin oyuncularıyla karşılaştık ,dizi Midyat'ta çekiliyormuş ve oyuncular bizim kaldığımız otelde yaşamlarını sürdürüyorlarmış.



Sabah kahvaltısının ardından ver elini Midyat...Midyat ve Mardin önceki gezimde en fazla etkilendiğim yerler'di, bu gezimde de bu fikrim değişmedi.Midyat çarşısı...Eski Midyat evleri,Devlet Konukevi..Süryanilerin yaşadığı yerler..Kiliseler...Midyat'ta yaşamlarını sürdüren çocukların gönüllü rehberlikleri çok güzeldi.

Yol boyunca bizimle olan rehberlerimiz...


En sevimli rehber'im...


Tarihi Gelüşke Han'da(Dizilere'de misafirlik yapmış) kahvelerimizi içerek,Mardine doğru yol'a koyulduk....


MARDİN:



Giderken internet üzerinden bakıp da yanıldığımız havanın durumuyla Deyr'ul Zaferan Manastırına geldiğimizde hafifçe başlıyan yağmur Mardin Cumhuriyet meydanına indiğimizde sel şeklini almıştı!!
Süryani Kadim Cemaati’nin dini merkezlerinden olan Manastırın içerisinde çeşitli kutsal eşyalarla birlikte 52 Süryani patriğinin mezarı da yer almaktaymış!





Mardin...döne döne gene Mardin...Bir şehir anlatılmaz yaşanır ...sözüne bu kadarmı uyar.
Güneydoğu Anadolu'da en fazla zaman geçirilecek yer bence bu şehir.




Gecesi ayrı güzel,gündüzü ayrı güzel,yemekleri hepsinden güzel:)








MARDİN ÜNİVERSİTESİ

Kentin mimarisinde kullanılan temel malzeme kolay işlenebilen kalker taşı,Mardin evleri de bu taşlarla yapılmış bu yüzden olsa gerek tüm evler doğal açık hava müzesi görünümünde,eski Mardin evlerinin yerleşimi yokuş olmasından dolayı eşekler her an karşınıza çıkabiliyor!

Mardinin çarşısı sizi büyülüyor,vakit ne kadar çabuk geçiyor bu şehirde derken arkadaşımın alo'suyla kendimi tur otobüsünün içinde buluyorum ver elini Kaburgacı Selim Amca!





Öğlende sevgili Ferhan görev yaptığı Kızıltepeden Yenişehire gelip beni Kaburgacı'da ağırlamıştı,akşamda davet üzerine gene Kaburgacıda olmamız şaka gibiydi :)

Bu kadar çok yemek yemeye alışık olmıyan bünyem şaşırmış durumda...Allahtan uzun süreli oralarda yaşamıyoruz!

Kasımiye Medresesinden Mezopotamya ovasına bakmak ve güneşin batışını görmek çok güzel,bitmek bilmeyen tadilat çalışmaları hep sürse de Mardin'deki en güzel tarihi mekanlardan!


KASIMİYE MEDRESESİNDEN MEZOPOTAMYA....


Kasımiye Medresesinin en önemli özelliği avlusunda bulunan Çeşme; İslami düşüncede su ile insan yaşamı arasında kurulan bağlantıda: Çeşmeden akan su doğumu, döküldüğü yer çocukluğu ve gençliği, sonraki ince uzun bölüm olgunluk ve yaşlılık çağını temsil ediyor.. Büyük bir havuzda biriken su da ölümü .Bu su, havuzdan kanallarla büyük bir ovaya ulaştırılıp, burada da toprağa geri döneceğimiz ve muhtelif yaşam formlarında tekrar doğacağımız anlatıyor!


MEDRESE

Medresenin girişinde yöreye ait hediyelik satış yapan aile...

Mardini geride bırakıp yola çıktığımızda yağmur aralıklarla bize eşlik ediyordu,kızıltepe ve  viranşehiri geride bırakıp Urfa'ya vardığımızda artık yağmur sel olarak bizimleydi,esnaf bu durumdan çok mutluydu ama ben üzerimde yarım kollu tshirtümle yağan dolu'ya söylenerek bakıyordum:)


URFA:


11 bin yıllık bir geçmişe sahip olmak her şehre nasip olmaz diye düşünüyorum:)





Halil-ür Rahman ya da yaygın adıyla Balıklı Göl

Efsaneye göre Hz. İbrahim Peygamber'in, devrin hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele ederek tek Tanrı fikrini savunmaya başlaması üzerine Nemrut tararından bugünkü Şanlıurfa Kalesi üzerinden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından " Ey ateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri üzerine ateş su, odunlar da balığa dönüşür. Hz. İbrahim'in düştüğü yere Halil-ür Rahman Gölü adı verilmektedir. Gölün kenarında yer alan Halil-ür Rahman Camii, Hz. İbrahim'in düştüğü makam, medrese, hazire ve türbelerden meydana gelmiş bir külliye halindedir. Nemrut'un evlatlığı Zeliha da Hz. İbrahim'e aşık olduğu ve ona inandığı için kendisini ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yere de Ayn-ı Zeliha Gölü denmektedir. Her iki göl de kutsal sayılmakta ve buradaki balıklar avlanmamaktadır.
Halil-ür Rahman Camii ve Rızvaniye Camii Halil-ür Rahman Gölü'nün iki tarafında yer almaktadır.



Balıklı Göl'ün efsanesine göre bu balıklar odundan dönüş yapmışlar,kutsal sayıldıkları için yenmeleri yasak..
Halil-ür Rahman Cami

Allahtan daha önce buraları güzel havada gezmişim diye düşünerek balıklı gölde yağmur altında Urfayı keşfetmeye başlıyan grubumdan ayrılarak kendimi Urfa Kapalıçarşısına zor attım,ver elini Haşimiye meydanındaki Ballı Maraş dondurması yapan Bedih usta dedim ve soluğu Maraş dondurmacısında aldım koca tabakta gelen bu nefis tat sadece 2 tl:)))




Haşimiye Meydanı,ciğer yapan dükkanlar ve baharatçılarla dolu..





Gümrük han, koskoca bir avlu çevresinden yer alan dükkanları ve asıl asırlık ağaçlarının gölgesinde oturma imkanı  olan çay bahçesiyle kendine özgü bir mekan.Mutlaka burada bir türk kahvesi için:)


Kazzaz (bedesten) çarşısı için gerekli enerjiye yediğim yemekler ve tatlıdan sonra sahip olduğuma kanaat getirdim,bu çarşıda vakit nasıl geçti onu da hatırlamıyorum,tur daki arkadaşlarımın telefonuyla kendimi Hotel Arte'de buldum:)


İspanya'da mimari eğitim aldığı için "Arte" ismini vermiş hotel sahibi...

Bir önceki tecrübemden sıra gecelerini bünyemin kabul edemiyeceğini bilerek o geceki sıra gecesine katılmadım,ilk kez giden arkadaşlarım memnun mesut otele döndüler.


BİRECİK-HALFETİ:




Birecik ve Halfeti gezimiz çok güzeldi, eskihalfeti denen , bir kısmı sular altında kalmış bu bölge , yavaş yavaş turistik bir bölgeye dönüşmüş.Birecik Barajı'nın Nisan 2000'de su tutmaya başlamasıyla, Fırat'ın iki kıyısındaki 45 köyle birlikte sular altında kalan bu bölgeyi tekne ile gezdik,kıyısında mola verdiğimiz kahvehaneler artık bu işten para kazanır olmuşlardı birde wc'leri temizlemeyi öğrenseler çok iyi olacak!

Birecikte Kelaynakların üredikleri istasyonu gezdiğimizde şu anda sayıları az da olsa artmış olan bu kuşların kontrolsüz tarımsal ilaç kullanımı sonucu zehirlenerek öldüğünü ne yazık ki öğreniyoruz!




Şanlıurfa Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğünün hedefi; Dünyada yok olma sürecine giren ve ancak insan eliyle yaşamını sürdüren bu nadide türün kendine yetebilen ve göç edebilen duruma getirmek !



Halfeti

Kelaynak kuşları'nın yuvaları...

Halfeti


Harran:



Burası da hep beni etkilemiştir,acaba bir önceki yaşamda toprak ağasımıydım??
Harrandaki kubbe evler ve harranlı çocukların sıcaklığı ve güzelliği görülmesi gereken yerlerden!

En eski Islam Üniversitelerinden birine ait kalıntılar ve restore edilmiş harran evlerinden birinde konaklamak için mutlaka bir gününüzü Harran'a ayırın.




Orda bir köy var uzakta.......Gitmesek de kalmasak da o köy bizim köyümüzdür.....
İdealist sağlık mensuplarının görev yaptığı baraka...Ne mutlu onlara...



Gaziantep:


Gaziantep hep modern hep yaşanılası bir şehir,Antep fıstığı çok fiyatlı,kendime bile  tadımlık alabildim,hazır yeri gelmişken buradan duyurayım:))

Antep Kalesi şu anda tadilatta ama bahçesi, bakırcılar çarşısına gitmeden önce mutlaka gezilmeli.



Bakırcılar Çarşısı





Antep'in yöresel yemekleri ve tatlıları çok güzel,hele de İmam Çağdaş....Ne söylense az:))
Bakınız aşağıdaki resim!






Antep  Müzesi insanın bir günü'nü alabilecek zenginlikte,kapalıçarşı,camileri,yemekleri,kültürü,bir kaç gün için çok az olsa da ....buna da şükür:))
 Kısa sürelerde gezip,görüp,yediklerimizle mutlu olmayı çoktan öğrendik:)







Antep'de kaldığımız tesis  Şahinbey'de o gece yenilen yemeklerden bir kaç tur arkadaşımız etkilenmiş olacak ki o sabah onları hastahaneden toplıyarak Hatay'a ulaştık!

Zaten geleneksel olan da Gap turuna katılan bünyelerin bir noktadan sonra şaşıp yoldan çıkmasıdır:)



Gaziantep'den sonra ver elini Kilis dedik;


Kilis;


Çok seneler önce Kilise gittiğimizde kaçak malların çeşit bolluğundan şaşırmıştık,yıllar sonra tekrar kilise gittiğimde pasajlarda satılan ürünlerin pek çoğunu hemen heryerde bulup alabileceğimden, o yılları sadece yad ettim:))




HATAY:



Açıkcası Ben Hatay'ı bu kadar büyük düşünmemiştim,şehir kocaman ve modern.Asi nehri ve onun çevresi çok güzel:)



Saint Pierre Kilisesinden HATAY....










Hatay Arkeoloji Müzesi:

Antakya’da Cumhuriyet Alanı’nda, Asi ırmağı kenarında ve köprü yakınında yer alan bu müze dünyadaki iki mozaik müzesinden ikincisi,Allahtan Tunus'da bir numaralı mozaik müzesini  görme imkanım olmuştu.:)







Habib-i Neccar :


Eteklerinde bulunduğu dağın ve aynı ildeki bir caminin adı. Anadolu’da yapılan ilk cami olarak biliniyor.
Habib neccar ile ilgili bir efsane şu şekildedir: eski zamanlarda antakya yöresinde yaşayanlar putlara tapmaktadırlar. tanrı onlara elçiler gönderir. onlar da vaazlarıyla halkı uyarıp doğru yola çağırır. o devirde put yapımıyla geçimini sağlayan habib neccar adlı bir kişi dinlediklerinden etkilenir, putlara tapmaktan vaz geçer. halk ise vaazları engellemek için elinden geleni yapar. bir gün, vaaz dinleyenler öfkelenir ve elçileri öldürmeye kalkışır. tam bu sırada yetişen habib neccar halkı uyarmaya çalışır. iyice çılgına dönenler habib neccar’ın başını keserler habib başını koltuğunun altına alarak şimdiki habib neccar camisinin bulunduğu yere gelir burada düşer. kimilerine göre ise üç gün üç gece başı koltuğunda şehirde dolaşıp kur’an okur.





Saint Pierre Kilisesi:

Hatay'da Doğal bir mağara iken eklemelerle kiliseye dönüştürülen St. Pierre'nin, dünyanın ilk kilisesi olduğuna inanılıyor. Tarihte ilk defa bu kilisede Hz. İsa'nın dinini tanıyanlara "HIRİSTİYAN" denmiş. Kilise, İsa'nın 12 havarisinden biri olan St. Pierre'nin İsa'nın ölümünden sonra hıristiyanlığı yaymaya çalıştığı yer olarak önemli bir dini merkez.




Harbiye-Şelaleleri:

Hatay'a 7 km uzaklıktaki Harbiye inanılmaz güzel,her taraf yeşillik ve bol suları ile adeta cenneti andırıyor,buradan aldığım taş yüzüğümü çok severek kullanıyorum şayet yolunuz harbiye'ye düşerse mutlaka şelaleye inen yollarda oturup bir kahve molası verin,ipek zaten burada da bol o yüzden heykeltraşların satış yaptığı el işçiliğiyle yapılmış objelere mutlaka bir göz atın:)



Hataya gelipte sabun almadan ve künefe yemeden sakın dönmeyin........



Saint Pierre Kilisesi ve Mozaik Müzesi girişleri 8 tl, tamam turun amacı kültür turu'na katkı sağlamak ama bu fiyatlarda çok fazla:)


Hatay çarşısında satılan oraya özgü simit,alırken içine kimyonlu tuz'dan ilave ettirmeyi unutmayın:))