Uzakdoğu'nun Venedik'i diye adlandırılan Yüzen çarşı'ya; yüzlerce su kanalının arasında ki köylerin içinden özel teknelerle ulaşılıyor...Bangkok'a 105 kilometre uzaklıkta Damnoen Saduak Bölgesinde...Yol üzerinde Siam ikizleri olarak bilinen Chang ve Eng kardeşlerin doğup büyüdükleri Samut Sonkgram kasabasından geçiyoruz.Burası Bangkok yakınlarında Mekong Nehri'nin kıyısında bir yerleşim bölgesi...
İlk durağımız Hindistan cevizi çiftliği,Burada Taylıların hindistan cevizinden nasıl faydalandıklarını görüyor ve ikramları tadıyoruz.Hindistan cevizinden yapılmış hediyelik eşyaların satıldığı bir alış veriş yeride mevcut.Fiyatlar çok uygun değil..
![]() |
Bu çiftlikte Hindistan cevizinden nasıl faydalandıklarını görüp,şaşırmamak mümkün değil.Yakacak olarak da hindistan cevizinden faydalanıyorlarmış daha ne diyeyim:)
![]() |
| Bildiğimiz şeker yerine hindistan cevizini kazanlarda kaynatıp elde ettikleri şekeri kullanıyorlar. |
Yaklaşık 15 dakika sonra Tay stili teknelerin kalktığı iskeleye geliyoruz.Bizim bindiğimiz tekneler toplam 6 kişilikti,3 sıra halinde 2 kişi yan yana biniyorsunuz daha doğrusu teknenin içine oturuyorsunuz, fazla hareket etmek çok akıllıca değil,ayağa kalkmak vs.yasak.
Yarım saatlik tekne gezimizde..kimiz zaman ne idüğü belirsiz kahverengi sulardan ıslanarak,kanalların üzerinde yaşamlarını sürdüren fakirle, zenginlerin iç içe geçmiş komşuluk yaşamlarını seyrederek,uzun ince tekne'yi süren kişinin ani atraksiyonlarıyla,kanaldan kanala virajlardan geçerek yüzen çarşıya varıyoruz...
Nehir üzerindeki kanolardan o yöreye has birçok meyveyi satın alıp yiyebilmek çok güzel,yüzen çarşıda ayak basılan yerde, tahta platform üzerine yerleşmiş çok sayıda tezgahlar var,üstelik fiyatlar buradaçok makul.Biraz teknelerden biraz sabit tezgahlardan alışveriş yapmak için mutlaka erken saatlerde orada olmaya gayret edin..Bangkok'a gelirseniz floating market'i görmeden sakın dönmeyin:)
Kentin su kanallarına yakın bölgelerde yaşayan köylüler, ürettikleri tarım ürünlerini, sebze meyveleri kanolarla yüzen pazarlara getiriyor.
Tayland tropikal meyveler cenneti; Bizim marketlerimizde oldukça pahalıya satılan, en lezzetli meyvelerden ananas artık burada para getirmemeye başlayınca, üreticiler başka meyvelere yönelmişler. Yiyecekleriniz arasında greyfurtun enaz iki katı büyüklüğünde pomelo, portakal ile greyfurt arasında bir tada sahip ve çok lezzetli. Rambutan, değişik görüntüsü ile kırmızı deniz kestanesini andırıyor, ama içinde bembeyaz tatlı meyvesi olan bir meyve. Guava, armuta benziyor, bol bol suyu içilebilir.Muzlar'ı parmak muz ama bir tanesini bile yiyerek doyabiliyorsunuz...
Aşırı nem ve sıcak ne yazık ki burada da hüküm sürüyor,Yüzen Pazar sabah erken saatlerde açılıp öğlen 12 gibi bitiyor! Dönüş yolunda bizi bekleyen otobüsümüze binip klimalı ortamda nefes almak çok güzel:)
Bangkoka dönerken tik ve gül ağacından yapılmış ahşap oymacılığının sanat eseri olarak sunulduğu, Tayland'da çok fazla yetişen ve ihraç maddesi olan Teak ağacı atölyesine uğruyoruz.
Buradaki tüm eserler nefesimizi kesiyor.Sipariş üzerine bu güzel eserlerin evimize kadar getirilebildiğini öğreniyoruz.Fiyatlar çok uygun olmasa da pek çoğunda aklımız kalıyor...
Tik ağacının 300 yıl dayanan bir özelliğe sahip olduğunu ve 50 bin kişi'nin bu işten ekmek yediğini öğreniyoruz..
![]() |
| Atölye içi sanat eserleri... |









