Ana içeriğe atla

FAS-2




Gezip gördüğümüz yerlerin çoğunu; eminim pek çok Fas'lı görmemiştir diye diye, dolaştığım  Fas'la ilgili izlenimlerime kaldığım  yerden devam ediyorum... 


Arapça ismi El-Mağrib (en batıdaki yer)


Fas ,Türkler dışında "Morocco" olarak biliniyor.


Latince "Morroch"yani Marakeş'den geliyormuş Marok ismi.


Biz bu Fas ismini neye göre vermişiz acaba??

Ya Fes şehrinden yola çıkıp "e"yi "a" yapmışız, ya da başa takılan fes'i ilk orada görüp gene ortadaki "e"'yi beğenmeyip, buranın adı Fas olsun deyip geçmişiz!




Kapı süsleri hep özenli!





Fas'a giriş yapan her yabancıya özel bir numara veriliyor.Pasaporta işlenen bu altı basamaklı sayıyı bir köşeye not edin,çünkü otellere giriş yaparken size verilen formlara bu numarayı yazmak zorundasınız:)


Fas bayrakları

Fas Krallıkla yönetiliyor,kralın çeşitli şehirlerde toplam 27 sarayı var imiş!





Fas'ın Bağımsızlığını kazanmasına neden olan Kral 5.Muhammed'in Mezarı
Fas'da eski şehir (medina) ve yeni şehir; olmazsa olmazlardan...

Her yerde sıkı pazarlık şart,özelikle hangi para'nın pazarlığını yaptığınıza( euro mu, dirhem mi)  çok dikkat edin!





Fas'da ana dil Arapça,ama Fransız sömürgesinde uzun yıllar kaldıkları için herkes Fransızca biliyor,pek çok bina Fransız mimarisiyle yapılmış.



İspanya'ya yakın olan kuzey bölgelerde İspanyolca konuşuluyor,Berberice de bilinen diğer dilleri,İngilizceyi az çok anlıyorlar!



Türkçe'yi  yüksek sesle konuşursak, karşı tarafın bizi anlayacağı konusunda,nedense çok ısrarlıyız:))

Türk gruplar daha sık giderse Faslıların, Türkçeyi  kısa zamanda öğreneceğinden de  en ufak bir şüphem yok!!





Geleneksel kıyafetleri "cellabe",özellikle pamuklu olanlarını  tercih edin,erkekler kukuletalarını takıp dolaşıyorlar,biraz ku klux  klan görünümündeler...



 Fiyatları kalitesine göre,  paramızla 25 Tl'den başlıyor...





Kadın,Erkek herkesin ayağında  o yöreye özgü terlikler var,bunlara  babuş deniyor...Fiyatlar sıkı pazarlıkla 100 dirheme kadar inebiliyor..





Fas'ın üç milli yemeği var; Tajin,Kuskus,Salyangoz



Marakeş mutfağı geleneksel Berberi mutfağı.En yaygın olarak yenen yemek Tajin adı verilen,bölgeye has güveç..Etli,tavuklu ve sebzeli olabilen bu güveçler de safran baharatı da kullanılıyor.Diğer bir geleneksel yemek kuskus.Esasen Kuzey Afrika’nın milli yemeği..Bir çeşit irmik üzerine,sebzeli,etli ,tavuklu baharatlı ve soslu yemek dökülerek yeniyor.Domates,mercimek,bezelye ve baharatlardan yapılan Harira çorbası da yaygın olarak yeniyor.






Salyangoz çorbaları;






Bir de bu yöreye ait nane çayları var ki o da tercih edilecek tatlardan değil!

Bardağa,yada döküm küçük demliğe,bir demet taze nane yaprağını koyup, üzerine sıcak su konularak hazırlanmasından oluşuyor nane çayları.İçine  sormaya gerek duymadan,bir de  şeker atıyorlar !

Şerbetmi içiyorsun nane çayımı anlamıyorsun:( O yüzden hazırlanmadan önce mutlaka şekersiz istediğinizi belirtin)





Zeytin satan dükkanlar her yerde gözünüze çarpacak, lezzetleri de değişik..



İyi ki çok lezzetli hamur işleri  var,hele de mısır unundan saçta yapılan hamur tatlarının üzerine yok.

Katmerleri de kesinlikle tavsiye ederim,fiyatlar 3-5 dirhem arası değişiyor..

Saçta yapılan katmerleri

Kırbayla su satan sucular,bizim şerbetcilerimizi hatırlatıyor.

Resimleri  uzaktan çekme sebebim,yakınlaştıkça çekilen resimler için para istemeleri!


Taze portakal suyu satan tezgahlar'da 1 bardak 3 dh,greyfurt ise 7 dh.




Chefchaouen:


Fas’ın iç kısımlarında Rif dağlarının eteklerine kurulmuş küçük ama sempatik bir kasaba. Denizden bu kadar uzak olup deniz kenarındaymış hissi yaratan bu kasaba, çivit mavisine boyanmış evleri sayesinde attığınız ilk adımdan itibaren sizi etkisine alıyor.











Casablanca:

Fas'ın en büyük şehri olan Casablanca'yı , adını aldığı meşhur filmden ötürü kafamda daha ayrı bir yere oturmuş olmamdan mıdır bilemiyeceğim, ancak Casablanca beni şehir olarak hiç etkilemedi!











Casablanca Beyaz ev anlamını taşıyor,o yüzden pek çok ev beyaz renkte bu şehirde..


Biraz  İzmir,biraz Selanik havasında.Caddeleri modern binalar,kafeler ve sayısız isim yapmış dükkanlarla dolu.




Her yerde olduğu gibi burası da eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılmış,( Old Medina ve Habous).




Casablanca denilince, filmden sonra akıllara gelen Hassan 2 Camii..Okyanus kıyısında inşa edilmiş.



Hassan II camii


Camii'nin üst kısmı bayanlara ayrılmış..







Okyanus kıyısından Casablanca.









El Jadida:

Casablanca'dan 1,5 saate yakın süre sonra El Jadida.Burası bir zamanlar Portekizlerin üssüymüş.





Portekizlilerden kalma sarnıç'a giriş fiyatı gayet uygun...Orson Welles'in Othello filminde kullanılmış bu tarihi yer.





Liman
Portekizliler 250 sene yaşadıkları şehri, terk etmekte zorunda kalınca yaptıkları pek çok eseri yıkmışlar,o yüzden şehir viran.





Oualidia :



Yaşasın balık yiyeceğiz:) 


Burası Essouri'ya gelmeden Fas'ın en güzel sahillerinin olduğu söylenen küçük bir yerleşim yeri.El Jadida'ya 1 saat uzaklıkta.Yazlık evler,şık balık lokantaları var.Atlas okyanusu kıyısında yer alan balık lokantamızda nefis balıklarımızı yedik
Okyanus balıkları
 Fas'ta üretilen biraları deneyin bu arada!

Sahili , Ege tatil yörelerimizi hatırlatıyor.









Essoura:


 Atlas Okyanusu kıyısındaki tatil beldesi Essuara’ya doğru yola çıkıyoruz. Yol boyunca ağaçlara çıkmış, tepelerinde bu ağaçların meyvelerini yiyen bir çok keçi görüyoruz. Bu ağaçlar, dünyada yalnızca Fas’ın güney batısında yetişen argan ağacı. Keçiler bunların meyvelerinin etli kısımlarını yiyorlar ve çekirdeğini atıyorlar. İnsanlar da bu çekirdekleri topluyor ve yağını çıkarıyorlar. Kozmetik ve eczacılık alanlarında kullanılıyor.







Arganlar


Fiyatlar ucuz değil


Essaouira, şirin bir tatil şehri. Köknar ağaçlarından yapılan ağaç el işleri çok meşhur. Binaları beyaz ve mavi renge boyanmış. Hatta balıkçı kayıkları da. Rüzgar sörf yapmaya elverişli. 



















MEKNES:


Kraliyet Şehirlerinden;Meknes'de  sarı renk hakim.Saraylar Kenti olarak tanınıyor.



Fas'ın en güzel şehir  kapısı olan Bab Mansur'da fotoğraf molası veriyoruz.Hemen karşısında El Hadim meydanı bulunuyor.




Güneş Saati
,


Medina'da; yan yana dizilmiş tezgahlarda  her türlü  ürüne rastlayıp, başınız dönerek çıkabilirsiniz..




Tetouan:


Berberice göz anlamını taşıyan bu şehir, Akdenize 11 km uzaklıkta;





Kral'ın saraylarından!












FES:



Burası sanki ortaçağda, zamanın durduğu bir şehir merkezi.  Satıcılar, kalaycılar, bakırcılar, el işleri, aklınıza ne gelirse herşey o günkü gibi.  Sanki ortaçağı canlandırmak için inşa edilmiş bir film seti. 




Kraliyet Sarayları



Çarşıda gördüğünüz her dükkanda yüzyıllar öncesinden kalmış bir hayatı birden bire göreceksiniz hissine kapılıyorsunuz.




 Medinasın'dan pek çok ürünü alabilirsiniz,fiyatları diğer şehirlere göre daha uygun.




Babuş, Fez'in ünlü el yapımı terlikleri.Üç farklı deri kullanılıyor.Terliklerin üstü dana derisinden, içi keçi postundan,tabanı ise hayvanın başından elde edilen daha kalın bir deriden yapılıyormuş. Fas'ta deri üretiminin başkenti Fes'miş bunu da öğrendik.:)





Tabakhaneler


Deri İşleme Havuzları



Bu kadar dar yollarda taşımacılık, yalnızca at, eşek ve katır sırtında yapılıyor. Yolda yürüyenlere hayvanların çarpma olasılığını engellemek için “belek” yani “dikkat” diye sesleniyor sürücüleri... Bu sesi duyduğunuzda geri dönüp bakmak yok! Hemen duvara yapışacaksınız. 



Kafanızı çevirdiğinizde at ya da eşeğin kafası ile karşı karşıyasınız. 





MARAKEŞ:



Marakeş’teki ilk durağımız buranın da en meşhur yeri Jemaa El Fna meydanı. Burası Afrika’nın da en büyük meydanı. Kuruluşu 13. yüz yıla dayanıyor. Berberilerce kurulan bu şehir, Sahra çölünden gelen Kervanların da uğrak yeriymiş.Kervanlardaki tüccarlar ,mallarını bu meydanda tanıtırmış. 






 Koutobia Cami ve özellikle minaresi, Marakeş’in sembolü olmuş. 









Yılan oynatıcıları, sihirbazlık gösterisi yapanlar, dans edenler, salyangoz satıcıları gibi birçok kişi buraya doluyor. Her göstericinin etrafını insanlar sarmış.  Gösteri sonunda para vermeden gitmek yok.






Gündüz sıcaklığında ıssız olabilen bu meydan, akşama doğru bir anda binlerce kişinin toplandığı bir yer oluyor. 






Halkın ilgisini çekmek içinde meydanda tiyatro, hokkabazlık, cambazlık, danslar gibi çeşitli gösteriler yaparmış. Bu gelenek hala sürdürülüyor. Bu yüzden de UNESCO’nun koruma altındaki ender meydanlardan biri. 





Faytonlar, Meydanın girişinde  yer alıyor..


Marakeş kızıl bir şehir. Tüm binalar kızıl renkte. Bu nedenle bu şehirde güneşin batışı ve bunun kızıllığı hiç bitmiyormuş havasına kapılıyoruz. Ancak gün içinde tonları değişiyor. Şehir oldukça da modern.




Medine içinde bulunan diğer bir yerde Saadin mezarları.Esasen 15 yüzyılda hükmetmiş Saadin hanedanına ait mezarlar olmakla beraber,20 .yüz yılda keşfedilmiş bir yerdir.İstilalarda ,Marakeş’te bir çok yer ve bina yıkılmasına rağmen,istilacı kavimler mezarlara dokunmamışlar.




Erkek,kadın ve çocuk mezarlıkları olarak 3 kısma ayrılmış.Zamanın mimarisiyle süslenmiş.Gezmesi çok zaman almamakla beraber,burada görülmesi gereken bir yer. 


Marakeş bahçeleriyle de ünlü.. Şehirde Majorel,Menara gibi birkaç bahçe var.Bizim ikinci durağımız Majorel bahçeleri oluyor.Bu bahçe Majorelle isimli bir ressam tarafından inşa edilmiş.İçi ,dünyanın farklı yerlerinden getirilmiş ağaçlar ve bitkilerle süslü . 














Bahçe daha sonra ,Marakeş’i çok seven ünlü Fransız modacısı Yves Saint Laurent’in yeri olmuş.Villa mavi ve sarıyla adeta bir renk cümbüşü.YSL’nin ölümünden sonra,evi Berberi Müzesi yapılmış..Müze,bahçe giriş ücreti haricinde! 







Buradan yolumuzu Bahia Sarayına yöneltiyoruz.Saray 1867 de zamanın veziri Mulay Hasan’ın en sevdiği karısı Bahia için yapılmış.Etrafı yüksek duvarlarla çevrili.Saray çok büyük olmamakla beraber,misafir salonu,harem,vezirin çalışma salonu gibi iç içe geçmiş avlularla ayrılmış odalardan oluşuyor.Tavan ve kapı işlemeleri,zamanın mimarisini en iyi şekilde yansıtıyor.





Saray,kısmi olarak mevcut kraliyet ailesince kullanılıyor olduğundan ,her tarafı gezilemiyor. 


Fas kesinlikle görülmesi gereken Ülkelerden,tekrar gider miyim diye kendime sorduğumda,cevabım; neden olmasın:)