Salihli ve Kula Notlarım...
Akhisar- Gölmarmara kavşağından, D.555 yoluyla kasaba ve köyleri geçip, Manisa'nın güzel ilçesi Salihliye ulaşıyoruz.Şehir Merkezini bulunca,buraya has odun köftesinin tadına bakmak için bir kaç sokak geziyoruz.Odun köftesinin lezzeti Bozdağlar'da yetişen kekikleri yiyen kuzulara ait.
Kuzu etinin kıyma yapılarak metal şişlere takılıp meşe odununda pişirilmesiyle yapılan, Odun köfte bu yörenin olmazsa olmaz lezzeti.
Azaklar Odunlu Köfte salonun sahibi 4.kuşak'tan.Köftenin kökeni her zamanki gibi Filibe'ye dayanıyor.
Anlaşılan o ki ; Uzun yıllar önce Balkanlardan gelenler,Türkiye'nin çeşitli yörelerine dağılıp, yaptıkları köftelerle o yörenin nam salmasını sağlamışlar.
Salihli'ye ertesi gün döneceğimiz için rotamızı Kula'ya çeviriyoruz.
KULA:
İzmir Ankara karayolu üzerinden, Yanık Ülke kenti Kula'ya ulaşıyoruz.
Neden "Yanık Ülke" ?
Antik çağın büyük coğrafyacısı Strabon,Geographika adlı eserinde Kula'nın bulunduğu coğrafyayı "Katakekaumene" yani yanıp, bitmiş, kül olmuş olarak tanımlar. Strabon'a göre "burada hiç ağaç yoktır; sadece kalite olarak ünlü şarapların hiçbirisinden aşağı olmayan şarabın elde edildiği bağlar vardır.Toprağın yüzü küllerle kaplıdır,dağlık ve kayalık olan ülke sanki yangından olmuş gibi siyah renktedir.Gerçekten de yaklaşık olarak 12.000 yıl önce patlayan bir yanardağ oldukça geniş bir bölgeyi etkilemiş.
Kula merkezine gelince, Anemon otel'i bulmak için Akgün Mahallesine ulaşıyoruz.120 yıldan fazla geçmişi olan tarihi Kula evi,aslına uygun olarak restore edilip 9 odalı otele çevrilmiş.
Bir yeri keşfetmenin en güzel yolu sokakları arşınlamaktır.Eşimle birlikte Kula'nın sokaklarında gezmeye başlıyoruz.
Arnavut kaldırımlı dar sokakları,çeşit çeşit kapı tokmakları,cumbalı evleriyle görsel bir şölen sunuyor eski Kula...Ahşap evler Müslümanlara,Taş yapılar ise Rumlara aitmiş.
Evler birbirinden renkli...Evlerin ferforje ve kapı demirleri orijinal haliyle korunmuş.
![]() |

Kula Germiyanoğulları'nın egemenliğinde yıllarca kaldığı için o dönemlerde kale içi yerleşim olduğundan,sokakların çoğunluğu dar.
Rumların yaşadığı evlerde bugün Türkler yaşıyor.Rum evlerini Türk evlerinden ayıran en önemli fark ,kapının direkt olarak sokağa açılması.Mahremiyetin önemli olduğu Türk evlerinde ise duvarlarla çevrili avludan geçerek sokağa ulaşıyorsunuz.Evlerde kullanılan ana malzeme ahşap.
Evlerin giriş kapıları, demir kapılardan oluşuyor ve hepsinde küçük bir pencere var gelenin kim olduğunu anlamak ve siz evin önünden geçerken ev sahibi evdemi'nin cevabını bulmaya yarıyor bu pencere :)
Kula'da insanı hayran bırakan birçok yapı bulunuyor.
Eski Zafer İlkokulu Rum zenginlerinden Damyon Efendi'nin konağıymış,şimdilerde tadillatta..
Meryem Ana Kilisesi,1835 yılında inşa edilmiş daha sonra yanmış,yapılan restorasyon'la Kültür Merkezi olarak hizmet veriyor.
Akgün mahallesinde Kenan Evren'in doğduğu eski Rum evi,günümüzde Etnografya Müzesi,karşısında yer alan Kestaneciler evi yöreden toplanan eşyaların sergilendiği müze ev olarak hizmet veriyor ve ücretsiz gezilebiliyor.



![]() |
| Kula evi |
Eski Kula'yı keşfettikten sonra,Yeni Kula'ya gelip Demirciler ve Bakırcılar Arastasını geziniz.

Kula'da şekerli pide ismiyle bilinen tahinli pideleri anlatılmaz tadılır :)

İnce hamurun üzerine şeker koyup tahinle kaplıyorlar,çıtır çıtır bir pide.
Onun dışında gene odun köfte,toprak güveçte patlıcan kıstırma denenebilir.
Yunus Emre Caddesi üzerinde bulunan Paşam Pide'de yukarıda yazdığım lezzetleri denedik ve beğendik.
.

Aynı cadde üzerinde, Yunus Emre Kuruyemişcisinden aldığımız leblebi çeşitleri ve ekşi mayayla yapılmış odun ekmeğinin tadı, yeniden Kula'ya gelme isteğimizi oluşturdu...Nedense :)
Sart Kasabası (Sardes Harabeleri ) :
Salihliye geldiğinizde,mutlaka gezilecek yerlerin başında Sardes harabeleri geliyor.
Sardeis: Bozdağ'ın eteklerinde yalçın bir kayalıkta kurulmuş.Kentin Akropolü bu kayalığın üzerindeymiş,günümüzde Bizans kalesinin yıkıntılarından başka görülmeye değer bir şey yok.
Açık hava müzesi olarak düzenlenen bu alana biletle giriliyor. Fiyatı 8 Tl.Müze kartı olanlara giriş ücretsiz.
Geniş bir alanı kaplayan ve bir zamanlar 50 bin kişinin yaşadığı Sardeis'in kalıntıları modern Sart kasabasıyla iç içe.İzmir-Ankara yolundan içeriye girince ilk olarak Roma döneminde inşa edildiği bilinen görkemli gymnasion-hamam külliyesiyle karşılaşılıyor.
3.yüzyılda inşa edilmiş ve 1960'lı yıllarda restore edilmiş.Anadolu'nun en eski sinagoglarından biri olduğu bilinen Sardeis sinagogunun zemini mermer ve mozaiklerle,duvarları da mermer levhalarla kaplı.
Günümüzün spor ve sağlık merkezi olarak tanımlanabilecek külliyenin en göz alıcı yeri ise iki katlı ve mermer sütunlu cephesi.
Külliyenin güney cephesinde dükkanlardan tuvaletlere kadar bir dizi yapının kalıntısı ve bir zamanlar mermer sütunlarla süslüolan ve kazılarla ortaya çıkarılan eski kentin ana yolu yer alıyor.
Sart Çayı'nı takip eden yol,kentin bir diğer görkemli yapısı olan Artemis Tapınağına gidiyor.
Diğer yerden aldığınız bileti atmayın,zira o biletle burayı da ücretsiz gezebiliyorsunuz !
![]() |
| Helenistik dönemde Ana Tanrıca Artemis için inşa edilen bu muhteşem mermer tapınak Hristiyanlıkla birlikte terk edilmiş ve iki sütunu dışında toprağın altında kalmış. |
SALİHLİ :
Salihlide olduğumuz gün yerel pazarına da denk geldik,Kipa'nın arka caddesinde kurulan pazardan ege otları, meyve, sebze,zeytin ve zeytinyağı alabilirsiniz...
Şifa dağıtan termal sulardan faydalanmak için,Salihli Kurşunlu Kaplıcaları yolunda bulunan Lidya Sardes oteli tavsiye ediyoruz.




































