Ana içeriğe atla

HEYBELİADA




İzmir dönüşü uçakta ablam, yarın Heybeliada'da oturan arkadaşımıza Aşure yemeye gideceğiz;sen de gel dediğinde itiraz etmeden tamam dediğimi hatırlıyorum!


Kartal'dan kalkan özel motorlarla Adalara ulaşım kişi başı 3,50 Tl.
Önce Büyükada sonra Heybeliadaya gidiyor motorlar.

Sabah 10.00'da Heybeliadaya varıyoruz,deniz kıyısı doğal olarak soğuk.

Olsun!Birazdan nasılsa, arkadaşın evinde ısınıp, aşure yiyeceğim düşüncesiyle ben mutluyum♥

Ama o da ne! Bostancı'dan gelen diğer arkadaşlarla buluştuğumuzda, acı gerçekle yüz yüze kalıyorum,önce Ada turu sonra Aşure :)


Ablam uçakta söylemiş!
Ama ben, mevzudan  iki ana başlığı dikkate almış(Aşure yenecek,Heybeliada'ya gidilecek) diğer ana başlıkları (Kiliseler,Manastırlar ve Ada gezilecek) kulak ardı etmişim !!

İlk gezilecek yer Ruhban okulu,yer olarak tarif et derseniz,Kısaca Adanın en tepesi derim!


Ada sakini, Efnanın rehberliğinde tırmanışa başlıyoruz,yol boyunca adanın güzel manzarası bize eşlik ediyor..




Büyük Şehirlerin karmaşasından sonra bu kadar sakinlik beklemediğimden, bizden başka canlı yok diye düşünerek yürüyorum...

Yol çok dik ve ne uzun böyle, diye diye söylenirken (sesli söylenmişim demek ki )Efnan,esas yolun bu olmadığını doğa yürüyüşü için bu parkuru kullandığımızı açıklıyor.


Yol bitiminde,Ruhban okulu tüm görkemiyle bizi karşılıyor.


Bulunduğumuz mevkii Ümit tepesi,Aya Triada Manastırı, yani Rum İlahiyat Okulu.
1971 yılında kapatılmış,yakın zamanda açılması için görüşmeler devam ediyormuş.



Arka bahçede Aya Triada Kilisesi var, bahçesinde okul rektörleri,profesörleri ve iki piskopasa ait mezarlar bulunuyor.





Bahçede yer alan küçük ölçekli hayvanat bahçesindeki tavus kuşları nefis...



Dönüşte,asfalt yoldan inerek  Değirmen Burnu'na doğru yürümeye başlıyoruz.

Yol boyunca,bize eşlik eden  köpekler sayesinde, yürüme yolunun uzunluğu vız geliyor ve nedense üşümem de geçiyor:)

Heybeliada Su Sporları merkezi,bir zamanlar Ruhban okuluna buğday üreten Değirmen,plaj ve piknik alanlarının olduğu Orman içinden geçip kır kahvesinde, kahvelerimizi soba eşliğinde yudumluyoruz...

Kahve keyfinden sonra,Refah caddesi üzerinde bulunan İsmet İnönü ve ailesinin bir zamanlar yaşadığı, günümüzde  İnönü Vakfı tarafından işletilen  Mavromatis Köşkünü geziyoruz.







İsmet İnönü ve eşinin kıyafetleri,o zaman ki kullandıkları eşyalar, zaman zaman Atatürk'ünde konakladığı köşke giriş ücretsiz.Pazartesi günleri kapalı.

Giriş hariç,fotoğraf çekmek yasak!

Eski evler adaların vazgeçilmez sembolü,kimi bakımsız,kimi sahipsiz,ama hepsi birbirinden güzel.....










Tırmanılacak çok sokak,gezilecek daha  çok yerin olduğunu bilsem de vaktimin azalmasından ötürü Aşure ikramı benim için erken saate çekiliyor :)
(Yok bir daha beni kimse, bir yere çağırmayacak bu ne ya!)

Netice : Yaşasınnn sonunda Aşure'me kavuşuyorum,ama keşke sizlerin de tatma imkanı olsaydı!
Hakikaten beklediğime değdi,gerçekten çok lezzetliydi aşure,ev sahibi bir hamarat ki,sormayın...

Efnan hamsili pilav,fasulye kavurması,salata ile koca bir şölene dönüştürmüştü masayı ♥


Vapura yetişmek için izin isteyip dik yokuşlara bırakıyorum kendimi....




Sahile inerken Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi gezilecek yerler arasında...

Deniz kıyısında eskiden Deniz Harp Okulu  şimdilerde Deniz Lisesi olarak kullanılan bina etkileyici...

Sahilde pek çok balık lokantası var,Faytoncular,bisikletçiler ada'ya gelenlere hizmet vermek için bekliyorlar....

Şehir karmaşasından uzaklaşmak... Hayatın olumsuz hızını yavaşlatmak için Adalar bulunmaz bir fırsat ♥